Ana Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Mail 

     
   
   
YEMEKLER
Üye Girişi
En Çok Gezilenler
Kırmızı Mercimek Ezmesi Salatası
Bu leziz salatayı özel arkadaş menüsü için hazırlamıştım. Mercimek köftesine benzeyen bu salatayı denediğinizde vazgeçemeyeceğinizi düşünüyorum. Özellikle yoğurtlu sosu ile yaz..
Nişastalı Börek
Bu böreği bayram sabahı kahvaltı için misafirlerime yapmıştım. Sıcacık ikram edebilmek için sabah erkenden kalkıp yapmıştım. İkinci kez yapışımda yine misafirlerime, ama bu sefer...
Sökme Şapka
Sökme bere modelini normal kalınlıkta bir iple, iki kat yaptığımızda çok daha güzel bir bere ortaya çıkıyormuş. Bu tavsiye tuhafiyedeki bayandan. Ben de bu tavsiyeye uyarak bereme bu şekilde başladım.
Bize Ulaşın
Dua
Dua Bir İstek Değil, Bir Oluştur
23.08.2011 - 16:06

Dua Bir İstek Değil, Bir Oluştur

Dua, insanın tekebbür ve istiğnadan vazgeçip, Allah’ın mutlak kudretini, adaletini ve merhametini benliğinde hissedip, O’na boyun eğmesidir. Dua insanın kendi ihmallerinin telafisi için bir ikbal kapısı değildir. Bilakis bir insan, -tıpkı tevekkül’de olduğu gibi- kendi üzerine düşeni eksiksiz yerine getirdikten sonra, arzu ettiği sonuca ulaşmasının önündeki engellerin aşılması hususunda Allah’tan yardım talebinde bulunmak demektir.

Dua kalbin Allah ile konuşmasıdır.

Dua’nın mahiyetine dair bu tahlillere mukabil, yaygın olan dua telakkimizde durum hayli farklıdır. Ama işi formaliteye indirgeme noktasında durum öncekilerden (tövbe, istiğfar ve tevekkül) farksızdır; zira duayı sadece dille bazı sözlerin tekrarlanmasından ibaret zanneden yaygın anlayışın aksine dua gerçekten dilin değil, kalbin işidir. Dua ifadelerinin telaffuz edilmesi de zannedildiği gibi zorunlu değildir, zira amaç değil, araçtır. Dolayısıyla sadece dille yapılan bir dua gerçekte dua değildir. Hele dil ucuyla, “kabul olunursa ne ala, olmazsa ne gam!” şeklinde gevşek bir tavırla veya ne dediğini bilemeyecek kadar gaflet içerisinde yapılan duanın çok fazla bir anlamı yoktur. Zira dua sadece birtakım sözleri tekrarlamak değil, yan yakıla, gözyaşlarıyla, Allah’a yalvarmak demektir. Özellikle Allah’a isyanı meslek edinmiş olanların –tövbe amacıyla yaptıkları dualar hariç- Allah karşısında yaptıklarından utanç duymaksızın pişkinlikle yapacakları duaların ne kadar anlamlı olduğu bir yana, kabul edilme şansı da hayli düşüktür. Çünkü Kur’an, Allah’a yapılan duaların, dua edenin işlediği Salih ameller tarafından Allah katına yükseltileceğini ifade ederek, amel ve eylem’in, duaların kabulü için de esas olduğunu ortaya koymuştur.

مَن كَانَ يُرِيدُ الْعِزَّةَ فَلِلَّهِ الْعِزَّةُ جَمِيعًا إِلَيْهِ يَصْعَدُ الْكَلِمُ الطَّيِّبُ وَالْعَمَلُ الصَّالِحُ يَرْفَعُهُ وَالَّذِينَ يَمْكُرُونَ السَّيِّئَاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَمَكْرُ أُوْلَئِكَ هُوَ يَبُورُ

Men kâne yurîdul izzete fe lillâhil izzetu cemîâ(cemîan), ileyhi yes’adul kelimut tayyibu vel amelus sâlihu yerfeuh(yerfeuhu), vellezîne yemkurûnes seyyiâti lehum azâbun şedîd(şedîdun), ve mekru ulâike huve yebûr(yebûru).

-Her kim izzet istiyorsa bilsin ki izzet tamamıyla Allah’ındır. O’na hoş kelimeler yükselir, onu da Salih amel yükseltir. Kötülükler kuranlara gelince, onlara şiddetli bir azab vardır. Onların tuzakları hep darmadağın olur.35 Fatır Suresi 10. ayet

Bu yüzden bu ayetin tefsiri sadedinde, el-Hasan el-Basri ve Katade’nin “Amel olmadan hiçbir söz (dua) kabul olunmaz” dedikleri rivayet edilmiştir (İbni Kesir). Yine bu ayete uygun olarak, Hz. Peygamber’in de, dualarının kabul olunması için dua etmeden önce sadak vermeyi prensip edindiği rivayet edilmektedir.

Fevkalade önem arz eden bir diğer nokta ise, dua etmek için Allah’tan başkasına hiçbir şekilde dua edilemeyeceği, yalvarılamayacağı, zira bunun Allah’a ortak koşmak (şirk) anlamına geleceği hususudur.

Kuran’daki dua örneklerinin büyük bir bölümü dünyevi bir istek, arzu, haz, mal-mülk ve menfaat talebi değil, bağışlanma, hidayet ve Allah yolunda yardım isteme niteliğindedir.

اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ

İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme).

-Bizleri doğru yola ilet,

صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne).

-Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıkların yoluna değil. Fatiha Suresi 6-7. Ayet

Bu bağlamda sekülerleşmenin, dünyevileşmenin, maddeciliğin, egoizmin, çıkarcılığın ciddi boyutlara vardığı, insanların bakışlarını göklerden yere indirdiği, yeryüzündeki hayattan başka bir şey göremediği günümüz toplumlarında Allah’a yönelmek demek olan dua’nın ne kadar önemli bir hale geldiğini tahmin etmek zor olmasa gerektir. Hele bir Müslümanın, çevresindeki diğer Müslümanlara ve Ümmet-i Muhammed’in bütün fertlerine hayır duada bulunması, maruz kaldıkları felaket ve sıkıntılardan kurtulmaları için Allah’a yalvarması, hem Müslümanlar arasındaki İslam kardeşliğinin pekiştirilmesi, hem de Müslümanların diğerkâmlık duygularının geliştirilmesi açısından fevkalade önemlidir.

Bu şekilde anlaşılması kaydıyla, duanın her yerde, her zaman ve her durumda yapılabileceğini, dua etmek için herhangi bir formaliteye ve aracıya gerek olmadığını, zira İslam’ın en önemli özelliğinin Allah ile kul arasındaki aracısız ilişki olduğunu da eklemek gerekir.

Bu vesileyle, türbelerden ve –sağ ya da ölü olsun- evliya denen zatlardan, ya da başka herhangi bir şeyden doğrudan veya bunlar aracılığıyla Allah’tan istekte bulunmak da İslam’a aykırı ve insanı şirke düşürebilecek kadar tehlikeli yaklaşımlardır. Zira bizzat kendisi, Allah ile kullar arasındaki aracılık fikrini –o dönemde putların Allah katında şefaatçi olduğu fikrini- kaldırmak için gelmiş olan İslam’ın, günümüzde şekil değiştirmiş put ve şefaatçilere göz yumması, bunlara ses çıkarmaması düşünülemez. Bu tür tehlikeli uygulamaları savunmak için dayanak olarak Kuran’daki “vesile” kavramına başvurulması da doğru değildir, zira bu ayet nazil olduğunda Hz. Peygamber ve ashabının, birilerini “şefaatçi” ve “vesile” edindiğine dair ne Kuran’da bir ipucu, ne de rivayetlerde sağlam bir bilgi mevcuttur. Kaldı ki Kuran’da iki yerde geçen “el-vesile” kavramının (5/el-Maide,35; 17/İsra,57) konuyla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Her iki ayette de kastedilenin “insanı Allah’a yaklaştıracak Salih ameller” olduğu hem ayetin siyak-sibakından, hem de müfessirlerin beyanlarından anlaşılmakta olduğu, ayrıca yaratılmışları aracı kılmanın Salih amel olmak şöyle dursun, Kuran’ın şiddetle reddettiği bir yaklaşım olduğu da göz önüne alındığında, toplumumuzda mevcut “evliya ve evliya türbelerinden medet bekleme”nin, İslam’la uzaktan yakından alakası olamayacağı sonucuna varmak hiç de zor olmasa gerektir.

AHİR ZAMAN İLMİHALİ

M. HAYRİ KIRBAŞOĞLU

 

Bu haberi : 3547 kişi okudu.
Arkadaşına Gönder  Yazdır
İsminiz *
Başlık *
Yorumunuz *

 


harf daha yazabilirsiniz.
Onay Kodu:
Onay Kodu Doğrulama *
  

Ana Sayfa   |  Dua   |  Medya Köşesi   |  Videolar   |  Firmalar   |  Ziyaretçi Defteri
Herrenk.com:Pratik Bilgi, Sağlık, Yemek Tarifleri, Elişleri, El örgüsü, Eğitim, Ev yapımı ürünler, Çay Saati
© 2010 - www.herrenk.com Tüm Hakları Saklıdır. Sitenizde bağlantı linkleri verilip ve kaynak gösterilerek sitemizden alıntı yapılabilir.
WEB YAZILIM:TEKNODEVA Ankara Web Tasarım, Web Yazılım, web tasarım
Firmalar